Esmaül Hüsna

  • Konbuyu başlatan cendere
  • Başlangıç tarihi
C

cendere

Ziyaretçi
Esmaül Hüna ve Şerhi
aşağıdaki linkte Esmaül Hüna ve Şerhi var , herbir isim üzerini tıklıyorsunuz ... geniş açıklamaları okuyosunuz :)

http://minare.net/esma/
 
Benzer konular Forum Tarih
C Din Kültürü ve Ah.Bil 10 8K

Benzer konular

C

cendere

Ziyaretçi
Allahu Teala'nın isimleri tabii ki doksan dokuz isimden ibaret değildir.O'nun ayet ve hadislerde geçen başka isimleri de vardır.Biz burada Tirmizi ve İbn Mace'nin es-Sünen adlı eserlerinde geçen ve yer yer Kur'an-ı Kerim'de de zikredilen isimlerinden meşhur olan doksan dokuz tanesini ele alacağız.Allah'ın(c.c) güzel isimlerinin daha kolay bulunabilmesi için Türkçe okunuşlarına göre alfabetik sıraya dizdik.Bu sıralamada ''el'', ''es'' gibi takılar dikkate alınmamıştır.Okuyanlara faydalı olması dileğiyle...

ALLAH: Görülüp görülmeyen bütün varlıkların yaratıcısı, varlığının başlangıcı ve sonu olmayan, ilmi, iradesi, kudreti ve görüşü sonsuz olan... Her türlü noksan sıfatlardan uzak, bütün güzel isimlerin, yüce ve ezeli sıfatların sahibi ve her şeyin gerçek mabudu olan... Cenab-ı Hakk'ın bu ismi, bundan sonra gelecek bütün isimlerinin manasını içine alır.
EL-ADL: Her hükmünü hak ve adaletle yerine getiren, hükmünde zulüm olmayan, gerçek adalet sahibi.
EL-AFÜVV: Kullarını çok çok affeden.
EL-AHİR: Varlıkların geçmesinden sonra da var olan.
EL-ALİMlmuş olanı,olmakta olanı ve gelecekte olacak her şeyi bilen,kendisine kainatta hiçbir şey gizli kalmayan ve ilmi küçük-büyük,zahiri-batın mümkün-muhal her şeyi kuşatan.
EL-ALİYY:En üstün,en yüce,yaratıkları üzerinde kudretiyle yücelik sahibi olan.
EL-AZİM:Her şeyin kendisinin yanında küçük olduğu azamet (büyüklük,ululuk)sahibi.
EL-AZİZ:En üstün ve şanı en yüce, kendisine üstün gelinemeyen, mağlup olması mümkün olmayan.
EL-BAİSeygamberler gönderen ve bütün ölüleri mahşerde diriltecek olan.
EL-BARİ:Herşeyi, önceden bir örneği olmaksızın, kendi içinde uygun bir halde yaratan.
EL-BASİR:Gizli - açık herşeyi gören, bilen ve hiçbir şey kendisinden saklanmayan.
EL-BASİT:İstediği kulunun ve mahlukunun maddi ve manevi rızkını genişleten, ferahlık veren.
EL-BATIN:Yaratıkların görüşlerinden ve ilimlerinden saklanan,hiç bir gözün idrak edemeyeceği.
EL-BERR:İyilik ve ihsanı çok olan,en sadık ve vefalı.
EL-BEDİ:Her şeyi yoktan, en güzel ve sanatlı bir şekilde yaratan.
EL-CAMİ:Bütün iyilik ve güzellikleri kendinde cem eden, haşirde bütün mahlukatı huzurunda toplayan.
EL CEBBAR:İstedğini mutlaka yapan ve yaptıran,büyüklük,azamet ve kudret sahibi...Her şeye boyun eğdiren...Eksikleri tamamlayan.
EL-CELİL:Sonsuz derecede büyüklük sahibi,sıfatları sonsuz derecede yüce olan.
ED-DARR:Zarar murad ettiği kimseden O'nu geri çevirecek kimse bulunmayan.
EL-EVVEL:Bütün varlıklardan önce var olan,varlığının başlangıcı olmayan.
EL-FETTAH:Her şeyi hikmetle açan,darlıktan kurtaran,hidayetle kalblere iman ve marifet kapılarını açan.
EL-GAFFAR:Kullarının günahlarını tekrar tekrar,çokça bağışlayan.
EL-GANİYY:Kendi nezninde bulunan ve malik olduğu şeylerle kamil olup,hiçbir şeye ihtiyacı olmayan gerçek zenginlik sahibi.
EL-HABİR:Kendisine hiçbir şey gizli kalmayacak tarzda bilen,kendisinden gizli haberler saklı kalmayan.
EL-GAFUR:Kullarının günahlarını daima ve çok çok bağışlayan.
EL-HADİ:Hidayeti yaratan ve dilediklerine hidayeti ihsan eden,dilediğini dosdoğru yola yönlendiren.
EL- HAFİDilediğini alçaltan,şan ve şeref sahibiyken rezil ve rüsvay eden,cezalandıran.
EL-HAFİZ:Herşeyi muhafaza eden,herşeyi belli vakte kadar belalardan koruyan.
EL-HAKEM:Adil olarak her şeyin hükmünü veren ve hakkı yerine getiren.
EL-HAKİM:Herşeyi yerli yerinde yapan,hikmet sahibi,emirleri hikmetli ve yalnışsız olan.
EL-HAKK:Zatı,sıfatları,isimleri,fiilleri hak ve hakikat olan,hukukları zayi etmeyen,her türlü hakikat O'nun tecellisi olan.
EL-HALIK:Herşeyin varlığını ve hayatını tayin edip yaratan,yoktan yaratıcı.
EL-HALİM:Günahkar kullarının isyanlarına rağmen,cezalandırmakta aceleci olmayan,çok sabırlı.
EL-HAMİD:Hamd ve senaya en çok layık olan ve çok övülen,varlıkların ezelden ebede kadar yaptıkları bütün hamd ve övgüler,aslında yalnız kendisine ait olan.
EL-HASİB:Yaratıklarına şahid olup onları koruyan ve onalara kafi gelen,ahirettede hesaba çeken.
EL-HAYY:Her zaman var olan, her hayat sahibine hayatını veren,ezeli ve ebedi hayat sahibi.
EL-KABID:İstediği kulunun ve mahlukunun maddi ve manevi rızkını daraltan.
EL-KADİR:Herşeye gücü yeten ve hakkında acizlik düşünülmeyen.
EL-KAHHAR:Kudretinin karşısında her şeyi aciz bırakan...Kullarına hakimiyet ve kudretle galabe eden ve onları isteseler de istemeseler de istediği cihete yönelten ve onları yöneten.
EL-KAVİYY:Güç ve kuvveti sınırsız olan,kuvvetli ve pek güçlü.
.
.
.
devamı gelecek


 
C

cendere

Ziyaretçi
Allah’a kendi isimleri ile dua etmek, duanın kabulüne vesiledir. Bu konuda Peygamberimiz (s.a.v)’den birkaç kanaldan nakledilen hadisi şerifler vardır. Bunlardan biri de Esmaü’l-Hüsna’nın kendilerinin de bulunduğu hadisi şeriftir. Büreyde (r.a)’dan rivayet edilen bir hadisi şerifte, Hz. Peygamber (s.a.v)’in, dua eden bir adamdan şunları işittiği nakledilmektedir: “Allah'ım, şahâdet ettiğim şu hususlar sebebiyle senden talep ediyorum: Sen, kendisinden başka ilah olmayan Allah'sın, birsin, Samedsin (hiçbir şeye ihtiyacın yok, her şey sana muhtaç), doğurmadın, doğmadın, bir eşin ve benzerin yoktur.” Dediği ve bunun üzerine Efendimiz (s.a.v)’in şöyle buyurduğu nakledilmektedir:


“Nefsimi kudret elinde tutan Zâta yemin olsun, bu kimse, Allah'tan İsm-i Âzàmı adına talepte bulundu. Şunu bilin ki, kim İsm-i Âzamla dua ederse Allah ona icâbet eder, kim onunla talepte bulunursa (Allah ona dilediğini mutlaka) verir.”(1) Mihcen İbnu'l-Edra' (r.a)’dan nakledilen bir hadiste ise, “günahları için mağfıret” dileyerek, “Allah’ım Sen Gafürsun, Râhimsin!” diyor ve bunu duyan Peygamberimiz (s.a.v); “O mağfiret edildi. O mağfıret edildi. O mağfiret edildi!”(2) buyuruyor.


Hz. Ebu Hüreyre (r.a) anlatıyor: "Rasülullah (s.a.v) buyurdular ki:

“Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları ezberlerse cennete girer. Allah tektir, teki sever.” Bir rivâyette: “Kim o isimleri sayarsa cennete girer” buyurmuştur. Buhârî hadisi bu lafızla çıkarmıştır. Müslim'de “tek” kelimesi yoktur.(3)

Ebu Hureyre’nin naklettiği Esmaü’l-Hüsna şunlardır:


“Rasülullah (s.a.v) buyurdular ki: "Allah Teâla hazretlerinin doksan dokuz ismi vardır, yüzden bir eksik. O, tektir, teki sever. Kim bu isimleri ezberlerse cennete girer. Onlar şunlardır: Allah, el-Vahid, es-Samed, el-Evvel, el-Ahir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Hâlık, el-Bâri, el-Musavvir, el-Melik, el-Hakk, es-Selâm, el-Mü'min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, el-Mütekebbir, er-Rahmân, er-Rahîm, el-Latif, el-Habîr, es-Semî', el-Basir, el-Alîm, el-Azîm, el-Bârr, el-Müte'âl, el-Celîl, el-Cemîl, el-Hayy, el-Kayyüm, el-Kâdir, el-Kâhir, el-Aliyyu, el-Hakîm, el-Karîb, el-Mucîb, el-Ganiyyu, el-Vehhab, el-Vedüd, eş-Şekür, el-Mâcid, el-Vacid, el-Vâli, er-Râşid, el-Afuvvu, el-Ğafür, el-Halîm, el-Kerîm, et-Tevvâb, er-Rabb, el-Mecîd, el-Veliyyu, eş-Şehîd, el-Mübîn, el-Bürhân, er-Ra'üf, er-Rahîm, el-Mübdiu, el-Mu'îd, el-Bâisu, el-Vârisu, el-Kaviyyu, eş-Şedîdu, ed-Dârru, en-Nâfi'u, el-Bâki, el-Vâkî, el-Hâfıd, er-Râfi', el-Kâbıd, el-Bâsıt, el-Mu'ızzu, el-Müzillu, el-Muksıt, er-Rezzâk, Zü'l-Kuvve, el-Metîn, el-Kâim, ed-Dâim, el-Hâfız, el-Vekîl, el-Fâtır, es-Sâmi', el-Mu'tî, el-Muhyî, el-Mümît, el-Mâni', el-Câmi', el-Hâdî, el-Kâfı, el-Ebed, el-Âlim, es-Sâdık, en-Nur, el-Münîr, et-Tâmm, el-Kadîm, el-Vitru, el-Ahadu, es-Samedu, ellezi lem yelid ve lem yüled ve lem yekün lehu küfüven ahad.”


Zûhrî der ki: "Bana birçok ilim ehlinden ulaştığına göre, bu Esmâu Hüsna'nın okunmasına "Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ şerike leh. Lehü'l Mülkü ve Lehü'I-Hamdu bi-yedihi'l-Hayr ve huve ala külli şeyin kadîr, la ilahe illâllahu, Lehü’l-Esmaü’l-Hüsnâ” diye başlanmalıdır.

Tirmizî'nin rivâyetinde ise Rasülullah (s.a.v)’in, Allah'ın isimlerini şöyle yazdığı nakledilmektedir:


“O Allah ki O'ndan başka ilâh yoktur. Rahman'dır. Rahim'dir. E1-Meliku'l-Kuddûsu, es-Selâmu, el-Mü'minu, el-Müheyminu, el-Azîzu, el-Cebbâru, el-Mütekebbiru, el-Hâliku, el-Bâriu, el-Musavviru, el-Gaffâru, el-Kahhâru, el-Vehhâbu, er-Rezzâku, el-Fettâhu, el-Alîmu, el-Kâbizu, el-Bâsitu, el-Hâfidu, er-Râfiu, el-Muizzu, el-Müzillu, es-Semîu, el-Basîru, el-Hakemu, el-Adlu, el-Latîfu, el-Habîru, el-Halîmu, el-Azîmu, el-Gafûru, eş-Şekûru, el-Aliyyu, eI-Kebîru, el-Hafîzu, el-Mukîtu, el-Hasîbu, el-Celîlu, el-Kerîmu, er-Rakîbu, el-Mucîbu, el-Vâsiu, el-Hakîmu, el-Vedûdu, el-Mecîdu, el-Bâisu, eş-Şehîdu, el-Hakku, el-Vekîlu, el-Kaviyyu, el-Metînu, el-Veliyyu, el-Hamîdu, el-Muhsî, el-Mubdiu, el-Muîdu, el-Muhyi, el-Mümîtu, el-Hayyu, el-Kayyûmu, el-Vâcidu, el-Mâcidu, el-Vâhidu, el-Ahadu, es-Samedu, el-Kâdiru, el-Muktediru, el-Muahhiru, el-Evvelu, el-Âhiru, ez-Zâhiru, el-Bâtinu, el-Vâli, el-Müte'âli, el-Berru, et-Tevvâbu, el-Müntekimu, el-Afuvvu, er-Raûfu, Mâliku'l-Mülki, Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm, el-Muksitu, el-Câmiu, el-Ganiyyu, el-Muğnî, el-Mâni', ed-Dârru, en-Nâfiu, en-Nûru, el-Hâdî, el-Bedîu, el-Bâki, el-Vârisu, er-Reşîdu es-Sâbüru.”


İsimleri bu şekilde, sâdece Tirmizî saymıştır.

(1) Tirmizî, Daavât 65, (3471); Ebû Dâvud, Salât 358, (1493).
(2) Ebû Dâvud, Salât 184, (985); Nesâî, Sehiv 57, (3, 52).
(3) Buhârî, Daavât 68; Müslim, Zikir 5, (2677); Tirmizî, Daavât 87, (3502


Alıntı
 
Üst Alt