İbretlik....‏ | Eğitimin Yeni Yüzü | Egitimciyim.Net

İbretlik....‏

  • Konbuyu başlatan cendere
  • Başlangıç tarihi
C

cendere

Ziyaretçi
  BİZ DE ONLARA YAKLAŞIYORUZ -Sultan Alparslan 27 bin askeriyle Bizans topraklarında ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla:- 300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der.Alparslan hiç önemsemeyerek şöyle der:- Biz de onlara yaklaşıyoruz.
  ALDIĞIMIZ FİYATA -Keçecizâde'nin Rusya'da bulunduğu sıralarda Rus Çarı,Keçecizâde Fuad Paşa'ya takılır:- Paşa şu Girit'i satsanız!- Hay hay, satalım ekselans- Kaça  satarsınız?- Aldığımız fiyataGirit'in yirmi seneyi aşkın bir zamanda ve binlerce şehitlealındığını bilen Çar sararır.
BİLMEK İÇİN ÖĞRENMEK -Tarih biyografisi ve monografi sahalarında erişilmesi çok güç bilgisiyle,dünya çapında bir şahsiyet olan İbnülemin Mahmud Kemâl (İnal) asormuşlar:- 'Sizdeki bilginin çok azına sahib olmalarına rağmen sizden çok dahafazla tanınanlar var. Bunun sebebi nedir?'Şöyle cevap vermiş:- Ben bilmek için öğrendim, onlarsa bilinmek için!
DERDİN DEVASIZI....İbn-i Sinâ ya:- Dünyada devâsı olmayan bir dert var mıdır? diye sorduklarında:- Derdin devâsızı, iyinin kötüye muhtaç olmasıdır, cevabını vermiş.
DERS ALABİLMEKLokman Hekim'e:- 'Bilgeliğini kimlerden aldın?' diye sorduklarında:- Körlerden, cevabını vermiş. Çünkü onlar, yoklamadan adım atmazlar.
  FATİH NİYE ÜSTÜN -Napolyon, S. Helen adasında sürgün bulunduğu sırada 'Fatih mi yoksasiz mi büyüksünüz? Sorusunu soranlara şöyle cevap vermişti:Büyüklükte ben onun çırağı bile olamam. Çünkü ben, kılıçlazaptettiğim yerleri henüz hayattayken geri vermiş bir bedbahtım. O ise;fethettiği yerleri nesilden nesile intikal ettirmenin sırrına ermiş birbahtiyardır.
  GENÇ FATİH -Bir genç, 'Fatih Sultan Mehmed'in resmini neden hep yaşlı bir insansuretinde çiziyorlar' diye sorunca, bir yazarımız şöyle cevap vermiş:- Yaptığı işler o kadar büyük ki, bunları genç bir insanınyapacağını hayallerine sığdıramıyorlar
GÜNNÜK -Bir Hristiyan, Ahmed Vefik Paşa ya:-Camilerinizde niçin günnük (bir çeşit koku) yakmıyor sunuz? diyesorduğunda,ondan şu cevabı almış:-Bizimkiler abdestlidirler. Yellenmezler. Onun için günlük yakmıyoruz.(mukemmel cevap )
KADER -Fatih Sultan Mehmet, çocukluğunda biraz yaramazlık yapınca, babası olan 2.Murat Han:-'Ne kadar yaramaz bir çocuksun, senden adam olmaz' diye çıkışır.Orada bulunan ve velâyet sırrıyla kalp gözü açık olan Akşemseddin Hazretleri, hafifçe gülümseyerek şöyle der:peder ne der, kader ne der.
KADERİN İCABI -Kenân Rıfâi ye sormuşlar:- Madem ki neticede kaderin dediği oluyor. O halde niçin çalışıyoruz?Şu cevabı vermiş:- Çalışmak da kaderin icabı olduğu için!
SIR -Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:- Sen sır saklamayı bilir misin? diye sormuş.Vezir:- Evet hünkarım, bilirim dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış:- İyi, ben de bilirim.
 
C

cendere

Ziyaretçi
Fatih'e sormuşlar:

"İstanbul'u niçin fethettin?"


O ise şöyle cevaplandırmış bu soruyu:

"Önce o benim gönlümü fethettiği için!"


Elmalılı Hamdi Yazır'a:
- Allah dilediğine hidayet verebilir mi? Diye sormuşlar.
- Evet, verebilirdi demiş.
- O halde niçin vermemiş? dediklerinde ise şunları söylemiş:
- Vermediğine göre dilememiş, demektir.

Benim Zekam Duruyor
Adam oğlunun okuldaki başarısıyla, sürekli övünürdü. Çocuğunun karnesini okurken gururla karısına: "Hiç şüphe yok, bu çocuk benim zekamı almış" dedi. Karısı şöyle cevap verdi:
- Orası doğru, çünkü benim zekam yerinde duruyor!

Birinci sınıf öğrencisi okuldan dönünce annesine "Bugün öğretmen bize atlardan söz etti ama ben atın ne olduğunu hala anlayamadım dedi.Neden diye sordu annesi.Öğretmen"Atın yavrusuna tay, dişisine kısrak, erkeğine aygır derler dedi.
- Bunda anlaşılmayacak ne var yavrum dedi annesi.
Peki anneciğim, ne zaman ata at diyorlar??




Adam o kadar yoksuldu ki ekmeği katıkla bulduğu pek vaki değildi.Bir gün Yıldırım Beyazıd Hanın oralardan geçeceğini haber alır.Bir plan hazırlayarak kendisini acındırıp dünyalık birşeyler koparacağını umar.Sultanın maiyetiyle geldiğini farkettiğinde hemen elindeki kuru ekmekle dere kenarına iner, başlar ekmeğini suya batırarak yemeye.Padişah farkeder durumu sorar:" Hayrola baba bu ne hal?" Adam: Ne olacak sultanım görüyorsun halimi derenin suyunu ekmeğime katık ediyorum deyince padişah cevabı yapıştırır:"Maşallah baba maşallah ! Katığın bol, ekmek yetiştirebilirsen aşkolsun!!"


Bizim Temel,zengin olmuş ve Amerikada lüks bir otele yerleşmiş,dışarıya çıkmış ve kapıdaki üniformalıya "Bana bir taksi çağır" demiş.
Üniformalı adam sinirlenmiş, "Ben amiralim" diye bağırmış Temele.
Bunun üzerine Temel sırıtmış, "O zaman bana bir gemi çağır" demiş.


Yunus Emre Oratoryo'su yazıldığı zaman, bu konuda Yahya Kemal'in fikrini sormuşlar.
Şu cevabı vermiş:
-Bu, Kardinal'in Cuma namazı kıldırmasına benziyor.



Yahya Kemal, yalnızlığı seven bir mizaca sahip şâirimizdi. Bir gün, yolda karşılaştığı bir arkadaşı:

— Dün akşam sana gelecektim, fakat rahatsız ederim diye vazgeçtim, der.

Üstadın cevabı:

—Sağ ol!..



  Sultan Reşad mesanesindeki bir rahatsızlıktan dolayı ameliyat olacaktı. Güçlükle yürüyerek geldiği ameliyat masasının önünde herkesle helalleştikten sonra ellerini açtı, yüzünü Kıble'ye döndürdü ve oradakilerin yüreğini parçalayacak şu ibretli duayı mırıldandı:
-Ya Rabbi! Milletimin ve memleketimin bütün mukadderatını hayırlara tahvil eyle. Eğer memleketim ve milletim için muzır olacaksam beni bu ameliyat masasından kaldırma.

Ameliyat başarıyla sonuçlandı ve kendisine geçmiş olsun ziyaretleri yapılmaya başlandı. Bir ara yaverlerden birisi;
-Hünkarım, demişti, maşallah büsbütün atlattınız Artık yüz seneden ziyade muammer olursunuz inşallah.
Sultan Reşad önce gülümsedi, sonra yaverine şunlar söyledi:
- Ne kadar yaşayacağımızı Cenab-ı Allah bilir. Mukadder ne ise ömrümüz o kadar olacaktır. Yalnız şunu deriz ki:


Bin yıl yaşasak yine cihan bu
Gerdiş bu, zemin bu, asuman bu

gerdiş:feleğin dönüşü-asuman:Gökyüzü, sema


  Mu'tasım bir gün veziri Hakan'ı ziyarete gitmiş.O sırada henüz küçük olan Hakanın oğlu Fatih'e sormuş:"Müminlerin emirinin sarayı mı yoksa babanın sarayı mı daha güzel?"
Fatih şu cevabı vermiş:
-Müminlerin emiri içinde olunca babamın sarayı daha güzel !

 
    Necip Fazıl'dan bir piyes hakkında bilgi istediklerinde "İyi bir piyes demiş sonu iyi bitiyor.Nasıl yani diye sormuşlar.Yani demiş perde kapanınca herkes çok seviniyor.


    Amerikali is adami, bir Çinliye alay ederek sormus:
_Ölüleriniz, mezarlarina koydugunuz pirinçleri ne zaman yiyecek?
Çinli basini kaldirmadan cevap vermis:
- Sizin ölüleriniz, koydugunuz çiçekleri kokladigi zaman.

Ne Yedirelim?

Lokman Hekim'e:

- "Hastalarımıza ne yedirelim?" diye sorduklarında, şu cevabı vermiş:
- Acı söz yedirmeyin de, ne yedirirseniz olur.


    Beyazıd-i Bestami Hazretleri akıl hastahanesinin önünden geçerken, bir tabibin havanda ilaç dövdüğünü görerek:
- Çok günahkarım, der. Bunun içinde ilaç var mı? Tabib daha cevap vermeden, konuşmaları dinleyen bir hasta, pencereden seslenir.
- Tövbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır. Kalb havanında tevhid tokmağı ile döv. İnsaf eleğinden geçir, göz yaşı ile yoğur. Aşk fırınında pişir ve sabah akşam bol bol ye. Göreceksin hastalığından eser kalmayacak.
Bistami hazretlerinin gözleri dolar ve :
- Ya Rabbi, der. Şu dünya hastanesinde ne tabipler var.







 
Üst Alt