Kadir Eğitimci
Kayıtlı Kullanıcı
Ders çalışmak, özellikle 9. sınıfta, çoğu gencin hayatında bir dönüm noktası. Neden mi? Çünkü bu yıl, öğrenmenin temellerinin atıldığı, derslerin daha karmaşık hale geldiği bir dönem. “Nereden başlayacağım?” diye düşünenler için, birkaç yöntem var. Mesela, öncelikle bir çalışma alanı oluşturmak şart. Rahat bir masa, iyi bir sandalye ve yeterli ışık... Bunlar basit ama etkili detaylar. Gözlerimiz yorulmasın diye, bilgisayar ekranını göz seviyesine getirmek, bel ağrısını önlemek için de oturuş pozisyonuna dikkat etmek gerek. Yani, bu küçük dokunuşlar bile büyük farklar yaratabilir.
Her dersin kendine has bir yapısı olduğunu biliyoruz. Matematikte formüller, edebiyat dersinde ise şiirler ve yazarlar karşımıza çıkıyor. Peki, bu derslerin kendine özgü bir çalışma tekniği yok mu? Kesinlikle var! Matematik için problem çözmek, ardı ardına gelen sorularla pratik yapmak çok önemli. O soruları çözmeye çalışırken, “Bu nasıl bir mantık?” diye sormak gerekiyor kendimize. Edebiyat dersinde ise not almak, kitap okumak ve karakter analizleri yapmak şart. Her sayfada yeni bir dünyaya açılan kapılar var. Hatta bir kitabı bitirip, üzerine birkaç cümle yazmak bile, düşündüğümüzden daha faydalı olabilir.
Zaman yönetimi, işin en kritik noktalarından biri. “Ne zaman çalışmalıyım?” sorusu aklınızı kurcalıyorsa, sabah erken saatler bence ideal. Güne enerji dolu başlamak, ders çalışma motivasyonumuzu artırıyor. Ama akşam saatleri de bazı insanlar için daha verimli olabiliyor. Kendinizi en iyi hissettiğiniz zamanı keşfetmekte yarar var. Bir de zaman aralıkları var. 25 dakika çalışıp, 5 dakika ara vermek, “Pomodoro Tekniği” diye geçiyor. Bu yöntemi denemek, dikkatimizi toplamak için harika bir yol. Yani, az ama öz çalışmak bence daha etkili...
Tekrar etmek, öğrenmenin en eski ama en etkili yollarından biri. Bir konuyu öğrendikten sonra, o konuyla ilgili notları gözden geçirmek, akılda kalıcılığı artırıyor. “Bu konuyu unuttum” dediğiniz anlarda, notların önemi anlaşılıyor. Renkli kalemler ve çizelgelerle not almak, konuları görsel olarak da pekiştiriyor. Aklımızda daha çok yer ediyor bu şekilde. Bir de arkadaşlarla çalışma grubu oluşturmak var. Farklı bakış açıları duymak, konuları daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor. “Bu sorunun cevabı bu mu?” diye tartışmak bile, bazen aydınlatıcı olabiliyor.
Kendimizi motive etmek, ders çalışırken en önemli etkenlerden biri. Ne dersiniz, ödül sistemini denemek nasıl olur? Mesela, bir konuyu bitirdikten sonra sevdiğiniz bir aktivite yapmak... Bir bölüm bitince en sevdiğiniz diziyi izlemek veya dışarı çıkmak, ders çalışmanın sıkıcılığını kırabilir. Hatta “Biraz dinlenip, sonra çalışırım” diye düşünüp, kaytarmak yerine, kendimize küçük ödüller vermek, motivasyonu artıran bir taktik. Tabii, abartmamak lazım; “Bir bölüm izleyip, sonra çalışırım” derken, “Neden bu kadar uzun sürdü?” diye düşünmek de var.
Hayatın bir dengesi var; ders çalışırken sosyal hayatı da ihmal etmemek gerek. Arkadaşlarla vakit geçirmek, stres atmanın en güzel yollarından biri. Ama derslerimizi de unutmamak lazım. “Bugün çalışmam gerek ama dışarı çıkmak istiyorum” çelişkisi işte tam burada devreye giriyor. Sosyal hayat ve ders çalışmayı dengede tutmak, aslında öz disiplinle mümkün. “Birazdan çalışırım” dediğimiz anlarda, o dersi ertelemek yerine, zamanı iyi değerlendirmek önemli. Yani, ders çalışmak ve eğlenmek arasında bir denge kurmak, işin sırrı gibi.
Sonuçta, 9. sınıf, ders çalışmanın ciddiye alınması
Her dersin kendine has bir yapısı olduğunu biliyoruz. Matematikte formüller, edebiyat dersinde ise şiirler ve yazarlar karşımıza çıkıyor. Peki, bu derslerin kendine özgü bir çalışma tekniği yok mu? Kesinlikle var! Matematik için problem çözmek, ardı ardına gelen sorularla pratik yapmak çok önemli. O soruları çözmeye çalışırken, “Bu nasıl bir mantık?” diye sormak gerekiyor kendimize. Edebiyat dersinde ise not almak, kitap okumak ve karakter analizleri yapmak şart. Her sayfada yeni bir dünyaya açılan kapılar var. Hatta bir kitabı bitirip, üzerine birkaç cümle yazmak bile, düşündüğümüzden daha faydalı olabilir.
Zaman yönetimi, işin en kritik noktalarından biri. “Ne zaman çalışmalıyım?” sorusu aklınızı kurcalıyorsa, sabah erken saatler bence ideal. Güne enerji dolu başlamak, ders çalışma motivasyonumuzu artırıyor. Ama akşam saatleri de bazı insanlar için daha verimli olabiliyor. Kendinizi en iyi hissettiğiniz zamanı keşfetmekte yarar var. Bir de zaman aralıkları var. 25 dakika çalışıp, 5 dakika ara vermek, “Pomodoro Tekniği” diye geçiyor. Bu yöntemi denemek, dikkatimizi toplamak için harika bir yol. Yani, az ama öz çalışmak bence daha etkili...
Tekrar etmek, öğrenmenin en eski ama en etkili yollarından biri. Bir konuyu öğrendikten sonra, o konuyla ilgili notları gözden geçirmek, akılda kalıcılığı artırıyor. “Bu konuyu unuttum” dediğiniz anlarda, notların önemi anlaşılıyor. Renkli kalemler ve çizelgelerle not almak, konuları görsel olarak da pekiştiriyor. Aklımızda daha çok yer ediyor bu şekilde. Bir de arkadaşlarla çalışma grubu oluşturmak var. Farklı bakış açıları duymak, konuları daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor. “Bu sorunun cevabı bu mu?” diye tartışmak bile, bazen aydınlatıcı olabiliyor.
Kendimizi motive etmek, ders çalışırken en önemli etkenlerden biri. Ne dersiniz, ödül sistemini denemek nasıl olur? Mesela, bir konuyu bitirdikten sonra sevdiğiniz bir aktivite yapmak... Bir bölüm bitince en sevdiğiniz diziyi izlemek veya dışarı çıkmak, ders çalışmanın sıkıcılığını kırabilir. Hatta “Biraz dinlenip, sonra çalışırım” diye düşünüp, kaytarmak yerine, kendimize küçük ödüller vermek, motivasyonu artıran bir taktik. Tabii, abartmamak lazım; “Bir bölüm izleyip, sonra çalışırım” derken, “Neden bu kadar uzun sürdü?” diye düşünmek de var.
Hayatın bir dengesi var; ders çalışırken sosyal hayatı da ihmal etmemek gerek. Arkadaşlarla vakit geçirmek, stres atmanın en güzel yollarından biri. Ama derslerimizi de unutmamak lazım. “Bugün çalışmam gerek ama dışarı çıkmak istiyorum” çelişkisi işte tam burada devreye giriyor. Sosyal hayat ve ders çalışmayı dengede tutmak, aslında öz disiplinle mümkün. “Birazdan çalışırım” dediğimiz anlarda, o dersi ertelemek yerine, zamanı iyi değerlendirmek önemli. Yani, ders çalışmak ve eğlenmek arasında bir denge kurmak, işin sırrı gibi.
Sonuçta, 9. sınıf, ders çalışmanın ciddiye alınması