Bana derdini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!.

  • Konbuyu başlatan cendere
  • Başlangıç tarihi
C

cendere

Ziyaretçi
 
Bana derdini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim!..



Meselelerimiz birer matematik problemi gibi olsaydı, önemli değildi. Hiçbir meselemiz şuraya buraya yazılıp, bırakılamıyor. Göğsümüzde büyüyor, beynimizi meşgul ediyor, hayalimizin sırtına binerek tehlikeli ufuklara gidiyor.
İnsan kendini idare edemezse cemiyetten gelen dertler, insanı sarsıp, eğlence diyarına atıyor. Gayri meşru eğlenceler insanı hissiz, duygusuz, anlayışsız ve düşüncesiz hale getiriyor. Cemiyetten gelen dertlere karşı kendimizi korusak, bu sefer de dertsiz kalamayız, dert icat ederiz. Dert, insanın ayrılmaz arkadaşı.

İnsan acizdir. Çünkü kainat çok büyük, insan çok küçüktür. Hastalıklar, felaketler ve olumsuz hallerin bütünü düşünülürse, insan yaşadığı sürece çok zor durumlara düşebilir. Ne kadar kuvvetli, zengin ve yüksek makamlarda oturan insanlar vardı ki, kimisi bir gün bir mikroba mağlup oldu, kimisi bir kaza sonucu sakatlandı!..

Yaşadığımız hayatta para büyük önem kazandı. Serveti çok olanın derdi de çok olur. Parasızlığın ne büyük felaketlere sebep olduğu da ortada... Hatta materyalistler parayı putlaştırdı. Mevlânâ "İnsan, para okyanusunda yüzen bir gemi gibidir. Parayı içine alan batar." demiş. Demek ki malı çok olanın derdi de çok olur.

İnsanlar kabukta kaldı, öze inmedi. Her türlü hoparlörden "kadın kadın!" diye feryatlar yükseliyor. Hayat bu mu?

Yıllarca uzlete çekilen Gazali'yi, Emir Sultan'ı düşünün. İki sene hücre hapsinde tek başına kalan Said Nursi... Yatak yok, yemek yok, ışık yok... Demek ki dertler iki türlüdür. Bir ulvî dertler bir de süflî dertler.

Peyami Safa diyor ki: "On dokuz senelik yazı hayatımda bu cemiyet bana bir hafta istirahat hakkı vermemiştir." Cemil Meriç diyor ki: "Yıllarca aç kaldım. Bu şehrin kaldırımlarında bir başka aç Cemil Meriç hiçbir zaman olmamıştır diye düşünürdüm." Necip Fazıl diyor ki:

"Aylarca gezindim yıkık ve şaşkın

Benliğim bir kazan ve aklım kepçe

Deliler köyünden bir menzil aştım

Her fikir içimde bir çift kelepçe".

Ve Bediüzzaman Said Nursi buyurmuş ki, "Bana ızdırap veren yalnız İslam'ın maruz kaldığı tehlikelerdir... Beni, nefsini kurtarmayı düşünen hodgâm bir adam mı zannediyorlar? Ben, cemiyetin imanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, ahiretimi de. Seksen küsûr senelik hayatımda dünya zevki namına bir şey bilmiyorum. Bütün ömrüm harp meydanlarında, esaret zindanlarında yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmediğim cefa, görmediğim eza kalmadı. Divan-ı harplerde, bir cani gibi muamele gördüm; bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere maruz kaldım. Zaman oldu ki, hayattan bin defa ziyade ölümü tercih ettim. Eğer dinim intihardan men etmeseydi, belki bugün Said, topraklar altında çürümüş gitmişti..."

Hayat, insana göre değer alıyor. Medeniyet, insanları çok şeye muhtaç etti. Herkes alamadığı şeyin fakiri oldu. Kendinden yukarıya bakanlar, sayısız ihtiyaçları temin edebilmek için çırpınıyor. Bu şekilde, süflî dertlerin sayısı artıyor.

Süflî dertlerden kurtulmanın yolu şahsi isteklerimizi sıfıra doğru indirirken, Allah'ın emirlerine tabi olmada, azami noktaya tırmanmaktır.

HEKİMOĞLU İSMAİL -ZAMAN
 
Benzer konular Forum Tarih
F Özel Eğitim Kurumları 0 5K
C Sohbet / Eğlence 0 2K

Benzer konular

C

cendere

Ziyaretçi
"Süflî dertlerden kurtulmanın yolu şahsi isteklerimizi sıfıra doğru indirirken, Allah'ın emirlerine tabi olmada, azami noktaya tırmanmaktır. " 
 
  içinde bulunduğumuz  mübarek günler ve yaklaşan ramazan-ı şerif buna bir fırsat diye düşünüyorum ,inşaAllah muvaffak oluruz ...
 
Üst Alt